• Ana Sayfa
  • »
  • GEZİ PARKI GÖSTERİLERİ GÖLGESİNDE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE SON GELİŞMELER

GEZİ PARKI GÖSTERİLERİ GÖLGESİNDE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE SON GELİŞMELER

Faiz Lobisi

Yaşanan gezi parkı olayları sonucu dillenmeye başlayan faiz lobisini bu yazımda irdelemek istiyorum. Dünya’nın tüm ülkelerinde yatırım yapmayan ve faiz kazançları ile hayatlarını idame ettiren çevrelerin olduğu bilinen bir gerçektir. Aslında `faiz lobisi`nin ekonomi literatüründe tam bir karşılığı yok. Ancak "faiz lobisi" denince genellikle Türkiye ekonomisinde özellikle 90`lı yıllarda yaşanan yüksek faiz ortamından kâr edenler akla geliyor. 90 lı yıllarda yüksek enflasyonla birlikte Türkiye yüksek faiz oranlarıyla piyasadan borçlanarak kamu dengesini sağlamaya çalışıyordu. O yıllarda yabancı fon kaynakları da dahil olmak üzere Türkiye`den kamu kağıtları alan şirketler ve finans kuruluşları, bu faiz seviyesi sayesinde hiçbir şey yapmadan yüksek getiriler sağlıyordu. Gelelim gezi parkı olayına.

 

Özellikle bu olayla birlikte dillendirilen faiz lobisi söylemi, hükümetin hayata geçirmeyi planladığı taslağı akıllara getirmektedir.. Hükümetin gezi olayları patlak vermeden önce hazırladığı ve büyük yankı uyandıran bankacılık düzenlemeleriyle ilgili taslağının maddelerinden bazıları şu şekildeydi.

 

* Banka kredilerinde sigorta, kasko gibi ilave kesintilerin kaldırılması

* Mortgage kredileri için kredi kullanıcılarına zorunlu sigorta baskısı yapılmayacak. Konut henüz tamamlanmamış ise kredi kullanan, konutu yapan tarafınca konut tamamlanıncaya kadar sigorta yaptırılacak

* Kullanılan kredilerden 14 gün içinde cayma hakkı olacak. Bankalar sadece masraf yapmışlarsa kredi kullanıcılarından talep edebilecekler

* Bankaların keyfi kesintileri BDDK denetimine tabi olacak.

 

Yukarıda saydığım ve hükümetin bankalar adına can sıkıcı maddeler içeren taslağı üzerine gelen olaylar silsilesi haliyle sayın başbakanın aklına faiz lobisi düşüncesini getirmiş olabilir. Gezi parkı olaylarının sonrasında ülkemizden 7-8 milyarlık bir çıkış olduğu merkez bankası başkanı Erdem Başçı tarafından teyit edildi. En büyük etkisi Borsa İstanbul’a oldu. Rezerv opsiyon mekanizmasından da 2 milyar liralık azalma oldu.

 

Değerli hocam Prof Dr.Kerem Alkin’ e göre ara ve sermaye piyasası risk ve getiri üzerine kurulu bir yapı olduğundan faizden kazananların dünyada her yerde olduğunu söylüyor.  Alkin`e göre faiz lobisi dünyanın her yerinde var ama ahlaki zaafiyet olmadığı müddetçe bu son derece doğal. Faiz oranlarından kar sağlayan hiçbir aktörün Gezi Parkı protestolarını organize edecek güce sahip değil.  "Ekonomik açıdan çok geri kalmış, ülkeyi kimin yönettiğinin belli olmadığı ülkelerde, uluslararası finans çevreleri belli denemelere girmiş olabilir. Fakat Türkiye gibi imparatorluk ve 90 yıllık cumhuriyet geçmişi olan bir ülkede, finans çevreleri tarafından  bir toplumsal hareket organize edilemez.

 

Prof. Alkin’in dediği gibi köklü bir ülkenin ekonomisinde faiz lobisi olgusunu siyasi bir metafor haline getirmek ve panik söylemler kullanmak, faizleri yükseltip borsayı düşürmekten başka bir fayda sağlamayacaktır. Şu gerçek asla unutulmamalıdır ki Faizlerin yükselmesi varlık fiyatlarını düşürür. faizlerin yükselmesi teminat sistemini çökertir. Bu da bankaların ek teminat istemesine ve kredi risklerinin artmasına yol açar. Faizlerin yükselmesi özellikle vade riski nedeniyle öncelikle net faiz marjını düşürür. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın finans çevreleri, elinde hisse senedi, tahvil-bono olanlar hiç bir şekilde bunların değerinin düşmesini istemezler. Bunun Türkçedeki karşılığı bindiği dalı kesmektir.

 

OECD 2013 Raporu ve Türkiye

 

OECD’nin Ekonomik Görünüm raporu yayınlandı. Mayıs ve Aralık aylarında hazırlanan rapora göre iyimser bir görünümden bahsedilse de tedbirin elden bırakılmamasının da altı çizilmektedir.  Ülkelerin analiz edildiği bölümünde  2013 ve 2014 tahminleri özetleniyor. Örneğin Türkiye bölümünde büyüme rakamlarının 3,1’de kalacağını öngörülüyor. Ekonomi yönetiminin % 4 tahmininin bir hayli altında olduğu görünen bir gerçek.  Haftaya ilk çeyrek milli geliri yayınlanıyor. Önümüzü daha iyi görebileceğiz.  2013’te ortalama tüketici enflasyonunu yüzde 6,7 bekliyor. Yıl sonu için yüzde 5,8 anlamına geliyor. Ekonomi yönetimi yüzde 5,5 bekliyor. OECD,  2013’te cari işlemler açığının milli gelire oranını yüzde 6,2 tahmin ediyor. Rakamsal olarak 53.5 milyar dolar civarında. Geçen yıl gerçekleşmesinin 0,2 puan üzerinde.  Raporda 2013’te ortalama işsizlik oranı 0.4 puan artışla yüzde 9,4’e yükseliyor. İstihdamdaki artışın olması gerekenin altında olduğu söylenebilir.

Yrd. Doç. Dr Utku Altunöz

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 828